Hiçbir şey bilmiyorsun Jon Snow!

2011 yılının Nisan ayında tüm dünya, belki de farkında dahi olmadan bir efsanenin doğuşuna tanıklık etti. 8 yıl boyunca hayatımızın adeta bir parçası haline gelerek, dizi tarihine adını altın harflerle yazdıran Game of Thorens, hepinizin bildiği üzere 2019 yılı Mayıs ayı itibariyle ekranlara veda etti. Bu durum, hayranları için büyük üzüntü yaratırken, hiç izlemediği veya benimsemediği halde Game of Thrones muhabbetinden bunalanları da bir o kadar sevindirmişti. Velhasıl, sizleri bilmiyoruz ama evet, bizler de final sezonunu beklentilerin çok çok altında bulan, hatta facia olarak değerlendiren taraftayız.

Dizinin final yapmasının hemen ardından, spin-off projelerle Game of Thrones evreninin devam edeceği müjdelenmiş ve hayranların gönlü kazanılmaya çalışılmıştı ama o hayal kırıklığı yaşanmıştı bir kere. Sonrasında ise mobil tarafından bir oyun müjdelendi. Tanıtımın yapılmasıyla birlikte de ön kayıt rekorları kırıldı. Ha çıktı ha çıkacak derken aylar süren bekleyişin sonunda oyuncuların beğenisine sunuldu.

Game of Thrones Beyond the Wall, dizide anlatılan hikayenin 48 yıl öncesinde geçen sıra tabanlı bir strateji oyunu olarak karşımıza çıkıyor.

Spin-off projelerin yayınlanma süresiydi, her ne kadar büyük zevk verse de eski bölümleri tekrar tekrar izlemenin verdiği sıkıntıydı derken oyun, tam da zamanında imdadımıza yetişti.

İmdadımıza yetişti yetişmesine ama üzücü haberi baştan vermek istiyoruz çünkü, dizinin final sezonunda yaşanılan hayal kırıklığının bir benzerini, aylardır beklediğimiz bu oyunda da yaşadık. Her şeyden önce böylesine fantastik bir evren ve görsel şölen sunan hikayenin grafik kalitesinin ağızları açık bırakacak derecede olmasını beklerdik fakat ne karakter tasarımları ne de genel grafik kalitesi hiç de tatmin edici değil. Bunun yanı sıra, sinematik bölümlerde karakterler sadece ağızlarını oynatıyorlar. Yani herhangi bir seslendirme yapılmamış ve altyazıları takip etmemiz isteniyor. Bu da tahmin edeceğiniz üzere oyuncuyu hiçbir şekilde o atmosferin içine çekemiyor.

Oyunları incelerken olumsuz özellikleriyle başlamak pek huyumuz değildir fakat söz konusu Game of Thrones olunca eleştiri oklarımızı yöneltip kurtulalım dedik. O yüzden daha da can sıkmadan gelin, hem oyun yapısına hem de biraz da olsa olumlu taraflarına bakalım. Hikaye, Westeros’u Ak Gezenler’e karşı savuşmak için Gece Nöbetçileri’nin komutasını devraldığımız bir kurgu üzerine oturtulmuş. Az önce de söylediğimiz gibi sıra tabanlı strateji olarak tasarlanan bir oyun. Savaş alanında sıra size geldiğinde önce karakterinizi seçip, hareketleneceği yeri belirliyor, ardından da düşmanlardan hangisine, nasıl saldıracağınızı seçiyorsunuz. Bu şekilde karşı tarafı yenilgiye uğratmaya çalışıyorsunuz.

Oyun, dizide anlatılan hikayenin 48 yıl öncesinde geçiyor ama hikaye, orijinaliyle hemen hemen uyumlu şekilde ilerliyor. Bu yüzden de Jon Snow, Daenerys Targaryen, Melisandre, Jaime Lannister, Tormund Giantsbane gibi karakterleri yönlendiriyorsunuz. Bununla birlikte yine olumlu taraf olarak söyleyebileceğimiz şey müzikler olacaktır. Hem jenerik ve Stark Hanedanı’nın klasikleşmiş müzikleri hem de dizide yer alan diğer müziklerin pek çoğu hiç beklenmedik anlarda kulaklarımıza çalınıyor ve yüzlerde bir gülümseme yaratıyor.

Yavaş yavaş toparlamak gerekirse, oyun boyunca gerek başrol kahramanlarının gerek de yardımcı karakterlerin kilitlerini açarak takımımıza katabiliyoruz. Aynı zamanda her birinin güçlerini yükseltiyor ve kendine has savaş açılan özel etkinliklere katılıp, hikaye akışı dışında maceralara yelken açabildiğiniz gibi online olarak diğer oyuncularla bire bir savaşmak da mümkün. Kısacası, vaktimizin bol olduğu bu günlerde en azından bir şans verip, hiç değilse biraz olsun özlem giderebilirsiniz.